Periodic Library

Blogger tarafından desteklenmektedir.
  • Anasayfa
  • Diziler
    • Kore Dizileri
    • Diğer Diziler
    • Dizi Haberleri
    • Dizi Önerileri
      • Romantik Diziler
      • Gerilim Dizileri
  • Kitaplar
    • Kitap Yorumları
    • Kitap Listeleri
  • Diziler
  • Elem o'clock
  • Hakkımızda
  • Bendeniz, Elem
    • Twitter
    • Instagram

ikibinondokuz


Böyle artık bam bam bam şeklinde yazıya girişmezsem yazamıyorum, olmuyor. Sıfır plan ile Allah ne verdiyse düşüncesiyle yazmaya başlayalım bakalım.

2019'un hayatımda önemli bir yeri olması gerekir çünkü:
1. Üniversiteden mezun oldum
2. KPSS'ye girdim
3. Ücretli öğretmen olarak çalışmaya başladım
4. Atanacağım %99 kesinleşti
5. Ehliyet aldım (ama trafik hala çok korkutucu)
6. Açıköğretimden fotoğrafçılık ve kameramanlık okumaya başladım

Ama gelin görün ki yine de düşününce çok mutlu olduğum, memnun kaldığım bir yıl değil. Nankörlük de etmek istemiyorum aslında çünkü sağlığım yerinde, ailem yanımda çok şükür ama her şey o kadar sıradan geliyor ki artık... Benim anlatamadığımı çok güzel çizmişler buyrun bir de ona bakalım ve durumun vahametini anlayalım.
Yansın...peki..tamam..hehehe

Derinlerde durum böyle olsa da yüzeyde hala fangirllüğe ve zevzekliğe devam ediyoruz çok şükür. 2019'da yine bir sürü diziye başladım ve yine bir sürüsüyle yollarımızı daha finale varmadan ayırdık. Olur da bu yazıdan sonra hala enerjim kalırsa favori dizilerim listesi yapacağım, tam olarak şu blogta: KOREDİZİSİMİ. 

Bu caanım bloguma yeteri kadar ilgi gösteriyormuşum gibi bir de bu yıl Ecrin ve Fatma ile gaza gelip Kore dizilerinden konuşacağımız bir blogta toplaştık. Hızlı başladık, güzel ilerliyorken gerçek hayata yenik düşünce blogda da işler duruldu biraz ama bizi bir araya getirdiği için bile 2019'un en güzel olaylarından biri sayılabilir. 

En yakın arkadaşımla manga çevirmeye giriştik hem de dünyanın en tatlı mangasını!!!!! Ama sonra benim üşengeçliğim kontrolü devraldı ve onu bile editlememeye başladım. Yine de yılın an tatluş girişimiydi, biraz motive olayım editlemeye geri döneceğim ve burada da paylaşacağım, beklemede kalınız!

Okuma anlamında da iyice batmış gidiyordum ki Storytel imdadıma yetişti. Yeni yılla birlikte zam geldiği için kırgın ve kızgınım ama sanırım vazgeçemeyeceğim. Storytel maceramı sene içinde yazdığım nadir yazılardan biri olan Önce Eylem Sonra İlham yazımda okuyabilirsiniz.

Araba sürme konusunda tahmin ettiğim üzere pek yetenekli olmadığımı ama sürüş hocamın ve babamın da hiç yardımcı olmadığını gördük. Gerçekten bu dört kişilik ailede öğretmen sabrı bir tek bende var. Kendimi övmek için söylemiyorum onu da başka zaman yaparız ama cidden bu böyle. Babamla sürüşe çıktığımız ilk gün "ne var bisiklet gibi işte niye yapamıyorsun" dediğinde anlamalıydım asla bilmeyenin halinden anlamayacağını ve olan hevesimi de yok edeceğini ama inat ettim lololololol. Pes etmeye yatkın bir insana dönüştüm son zamanlarda ama bazı huylar var ki hemen gitmiyor. Onlardan biri de gereksiz oğlak burcu inatçılığı... Şimdi bu inadın karşılığını araba sürme korkusuyla ödüyorum.

2019'da arkadaşımın günlük yazmak haaaaaarika bir şey gazlamasıyla günlük yazmaya başladım ama yanılmıyorsam 4. günde bıraktım. 

2019'da odada tek kaldım. Kardeşim, eşek sıpam büyüdü de üniversiteli oldu, yurtta kalmaya başladı. Koskoca odada tek kaldım, fazlasıyla garipsedim, drama queen'e bağlayıp her köşede ağladım jdkflj Şimdilerde alıştım gibi ama hala tek kardeş olanlara fazlasıyla üzülüyorum. Üç çocuk şart mı bilmiyorum ama bir tane doğurunca ikincisi şart valla.

Böyle sanırım ya, olur da aklıma bir şey gelirse ekleyiveririm yazıya ama şimdilik elveda diyip mülakat başvurumu yapıp çocuklarıma sınav hazırlamam gerek. 

Adettendir, sorulmadan geçilmez, sizin nasıl geçti 2019'unuz?^^




Unutkanlık ve üşengeçlik bana en çok çektiren iki özelliğim olmuştur. Nice şeyleri kaçırıp ardından sulu gözlerle bakmışlığım bile vardır ama ilk defa bir şeyi unuttuğum için çok mutluyum. Şimdi biraz geri sarıp anlatmaya başlıyorum.

Ecrin'in Storytel uygulamasını anlattığı videosundan sonra gaza gelmiş ve ben de 2 haftalık olan deneme üyeliğini başlatmıştım. Storytel birçok sesli kitabı barındıran hoş bir uygulama ve benim de ilk baştaki planım temizlik yaparken, bulaşık yaparken, uyumadan önce dinlemek, böylece boş vakitlerimi verimli bir şekilde değerlendirmekti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Bulaşıkları yıkarken kendimi tabakları foşur foşur yıkamaya kaptırdığımı, uyumadan önce dinlemeye çalıştığımda da ninni etkisi yaptığını fark ettim. Teoride çok mantıklı bir uygulamaydı ama birbirimiz için uygun değildik anlaşılan. Ne yapalım kısmet dedim ve ayırdık yollarımızı.



Ta ki e-posta kutuma faturası düşene kadar. Yollarımızı ayırmıştık ayırmasına ama çok zeki ben üyeliğimi iptal etmeyi unutmuştum. Tabi Storytel de fırsat bu fırsat diyip deneme sürem bittiği gibi bir aylık üyelik ücretini hüüüüüüp diye içine çekiverdi. Planda olmayan bir şey olduğu için önce uflayıp puflasam da sonra hiç değilse kitaba gitti yine para diye teselli ettim kendimi.

E madem parasını bir kere ödemiş bulundum o zaman hakkını vereyim düşüncesiyle bir kez daha dinleme macerama geri döndüm. Ama bu sefer fiziki olarak bir şeyle meşgulken kendimi dinlemeye daha doğrusu dinlediğimi anlamaya zorlamadım. Okulların da açılmasıyla bolca kullandığım otobüs yolculuklarında tek işim oturmak ve pencereden dışarısını seyretmekken dinledim. İşte tam olarak o dakikalar Storytel'in hakkını vererek kullandığım dakikalardı. 



Şimdilerde pek bir sıkı fıkıyız kendisiyle. Sadece Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı kitabını dinlememe vesile olduğu için bile çok sevdim kendisini. Sayesinde tüm kişisel gelişim kitaplarının bir milyon yalan olmadığını fark ettim. Ve hayatımın mottosunu buldum. 


Önce eylem sonra ilham.

Bunu zaten başlığa yazarak olayın heyecanını kaçırdım biraz değil mi? Sağlık olsun.

Bu yazı da önce eylem sonra ilham mottomun ilk meyvesi oldu. Yazı yazmak için, örgü örmek için ya da denemek istediğim milyon şey için ilham bekleyerek yaptığım hataları ufak ufak telafi etmeye çalışacağım.

Bir dahaki önce eylem sonra ilham diyişimde Storytel'den detaylı olarak ve o zamana kadar dinlemeyi bitirmiş olursam da Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı'ndan bahsetmek istiyorum. O zamana kadar kendinize iyi bakınız :) 

Not: Üyeliğimin yenilenme zamanı da geldi çattı ama bu sefer de ben gayet bilinçli olarak iptal etmeyeceğim:p
Son zamanlarda en çok dediğim şey "Hayırlısı olsun." Bugün tam 3 kez planlarda değişikliğe gidildi ve her seferinde hayırlısının bu olacağına inanıldı. 

Hafta boyunca telefonun başında çaresiz bekleyen Hakan Altun gibi ücretli öğretmenlik için aranmayı bekledim. Haftanın son günü gelince ve birçok arkadaşım aranınca ve ben hala aranmayınca dedim herhalde olmayacak bu iş, napalım hayırlısı olsun. Sonra başvurduğum dikiş kursundan arandım. Hah dedim demek olacak olan buymuş. Zaten dikişe gitmeyi de çok istiyordum. Her şeyin ateş pahası olduğu bu dönemde dikiş bilmek şart artık. Kurs pazartesi-salı sabah 10'dan 4'e kadarmış. İyi, geriye 5 günüm kalıyor, bir de part time bir iş bulursam değmeyin keyfime diye planlar yapıyorum ama ne demiş Jose Saramago "Hayat plan yapanlara güler." 

İkinci bir telefon daha aldım. Yalnız bendeki de öyle bir heyecanlı bekleyiş ki telefonunu titreşimden çıkarmayan ben hiçbir aramayı kaçırmamak için telefonu sesliye aldım. Her mesaj bildiriminde kalbim hopluyor, elim bulaşıklıyken koşuyorum falan öyle bir heyecan. Açtım telefonu, karşımdaki kişi "İlçe milli eğitim müdürlüğünden numaranızı aldım.." diye başlayınca dedim oldu bu iş Eslem!!!! Dikiş kursu yalan olacak ama hayırlısı olsun ya:))) şeklinde yeni bir gelecek güzergahı çiziyordum ki arayan kişi özel bir okul için arama yaptığını söyledi:( Olursa inşallah şubatta atama beklediğimi o yüzden özel okulla sözleşme imzalamanın sıkıntı olacağını söyleyip kapattık telefonları. Hüzünlü bir şekilde birinci plana geri dönüldü böylece.


Saat 5'e yaklaşıyor ve umutlarım tükeniyorken telefonu sessize alsam mı zaten arayan olmaz artık diye yakınıyorum ama canım annem bekle biraz daha diyor. Anne iç güdüsü müdür bilmem ama beklediğime değiyor ve tekrar aranıyorum. Hem de beklediğim iş için :))) İki gün sonra ilk sınıfıma kavuşmuş olacağım böylece inşallah. Tabi artık hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz, her şey her an değişebilir, temkinliyiz.

Şimdi ise tatlı bir telaş içindeyim, kaçıncı sınıfa gireceğimden bile habersizim. Daha önceki günlerde aransaydım okulla görüşmek için fırsatım da olurdu ama tabii ki bizim muhteşem eğitim sistemimiz sağ olsun:)))))))))) Son dakika iş yapmakta ben bile ellerine su dökemem.

Düşündükçe endişeleniyorum ama dört sene bunun eğitimini aldın (her ne kadar kötü olsa da, teşekkürler KOÜ), stajını yaptın, boş değilsin diye kendime telkinlerde bulunuyorum, sihirli sözcüğümüz olan hayırlısını bolca tekrar ediyorum.

Müstakbel öğrencilerim için hazırlık yapacağım inşallah hafta sonu. İlk haftayı elimden geldiğince oyunlu, etkinlikli geçirmeyi umuyorum. 

Öyle işte, alırım sizden de bir hayırlı olsununuzu :D

Kürkçü dükkanımın kepeklerini kaldırma zamanı!

Ara vermek kolayken tekrar geri dönmek hep zor geliyor. Blogumu yarı yolda bırakmış hissetmemin sonucu sanırım bu. Kpss yüzünden zorunlu bir bırakıştı ama yine de...

Kpss sürecini atlattım, bir aylık dertsiz tasasız bir süre geçirdim ve şimdi de puanların açıklanmasına saatler kala bloguma sığınmak istedim. Allah bu bünyeye bir daha kpssye başvurdurtmasın ya. Sorun ders çalışmak değil kesinlikle. Hatta kitaplarıma baktıkça (ne olur olmaz sonuç açıklanana kadar kaldırmayayım dedim) çalışma isteği geliyor. Bu sene dersaneye de gitmeden hazırlanınca olayın mantığını kavramak, çalışma düzeni oluşturmak beni en çok zorlayan iki şey oldu. Ama gerçekten iyi çalıştığıma inandığım 1-1,5 ay boyunca anladım ki bu tempoyla 6 ay çalışmak kpss için gayet yeterli. Böylece kpss sürecinde yaptığım ilk hatayı fark ettim, sınava çalışmaya geçen yaz başlamak. Şimdiki aklım olsa ocağa kadar türkçe ve matematik dışında hiçbir derse çalışmaz, hem okuldan verilen ödevleri hem de staj işlerini bir pabuca sıkıştırmaya çalışmazdım. Korece kursuna daha çok önem verirdim. 

Sorun zaten her şeye geç kalmış, vaktim kalmamış hissi. Bir yılımdan daha feragat etmek istemiyorum. Cidden o bir yıl o kadar önemli bir fark ki benim için. 

NEEEEEEYSE UZUN LAFIN KISASI BEN DÖNDÜM. 


Burada yokken aklımda yazmayı biriktirdiğim şeyler oldu, kısmet olursa ileriki günlerde ufak ufak yazarım. Benim yokluğumda kaçırdıklarımı da sizin yazmanızı bekliyorum!
Sizden ne var ne yok?
sınıf öğretmenliği üniversite tercihi

M E R H A B A L A R
Liseyi bitiren arkadaşlarımız bu aralar harıl harıl bölüm, üniversite araştırması yaparken ben de çorbada tuzum olsun istiyorum. Belki birilerine fikir verir ya da birilerini hayatlarının yanlışını yapmaktan kurtarırım, mesela Kocaeli Üniversitesini tercih etmek gibi :D Neyse KOÜ'yü kötülemeye yazının ilerisinde devam edeceğim, şimdi öncelikle sınıf öğretmenliğinden bahsetmek istiyorum.

Sınıf Öğretmenliği Okumak Ya da Okumamak


Eşit ağırlık puanıyla tercih edilebilen, 4 yıllık bir bölüm sınıf öğretmenliği. Kendi sınıfımdaki kişileri baz alarak söylüyorum, isteyerek gelen kişi sayısı çok az. 50 küsur kişilik sınıfta taş çatlasın 15 kişi falan bile isteyerek gelmiş. Geri kalanı tercih listelerine hukuk, psikoloji, pdr yazdıktan sonra sınıf öğretmenliği yazmış insanlar. Bir kere şurada anlaşalım, çocukları sevmiyorsanız ya da sırf yata yata üniversite geçmek istiyorsanız sınıf öğretmenliği y-a-z-m-a-y-ı-n. Zaten ülkede yığınla vasıfsız öğretmen varken bu yığına bir katkı da siz yapmayın. Hem kendi geleceğinizi hem de çocuklarımızın geleceğini yakmayın lütfen. 

Ama diyorsanız ki ben çocukları seviyorum, bir şeyler öğretmek de hoşuma gider o zaman sınıf öğretmenliğini yazmaktan çekinmeyin. Gideceğiniz üniversiteye göre biraz değişse de okuması hem rahat hem de zevkli. Ben 3. sınıfı bitirdim ve şu ana kadar bolca oyun oynadık, drama yaptık, flüt/melodika çaldık, bir sürü materyaller tasarladık. Hele materyal tasarlamak zaten sizin bir parçanız oluyor okuduğunuz süre boyunca çünkü birçok derste sunumları biz yapıyoruz ve bu sunumlar olabildiğince yazıdan uzak, bol materyalli oluyor. Farklı dersler için hazırladığımız materyallerin sunumları bazen aynı haftaya denk gelince biraz stresli olmuyor değil ama yine de atlatılıyor bir şekilde.

Sınıf Öğretmenliği Dersleri - Kocaeli Üniversitesi

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi

Şimdi gördüğümüz derslere bakıyorum da birçoğu o kadar boş geçmiş ki. Tercih edeceklere fikir olsun diye hakkıyla işlediğimiz derslerin yanına yıldız koyacağım.

1. Yarıyıl
Temel Matematik 1
Genel Biyoloji
*Uygarlık Tarihi
Eğitim Bilimine Giriş
*Bilgisayar 1
Türkçe 1
*İngilizce 1
*Atatürk İlkeleri ve İnkılapları

İlk dönem geçmiş yıllarda öğrendiklerimizin genel bir tekrarıydı diyebilirim. Beni Eğitim Bilimine Giriş dersi zorlamıştı ama tamamen hocası yüzündendi. Hocamız eğitim fakültesinde bayağı ünlü bir isimdi. Derse o hocanın girdiğini öğrenen herkes 3 aylık ömrünüz kalmış gibi bakıyordu. Eğitim Bilimine Girişle ilgili hiçbir şey öğrenmedik dönem boyunca, bunun yerine Irvine Yalome'un, Carl Gustav Jung'un kitaplarını okuduk. Daha doğrusu okumaya çalıştık. Kitaplar psikolojiyle ilgili hiçbir şey bilmeyen benim için çok yorucuydu. Ama en azından bir kulak doygunluğu oluşturdu, inkar edemem. EBG yarı olduğum konu olduğu için asıl amacımızdan saptım şu an, kusura bakmayın.

Bizim zamanımızda genel biyoloji, genel kimya ve genel fizik derslerini ayrı ayrı veriliyordu ama bu değişmiş şimdi. Üçünü bir arada veriyorlarmış. TM çıkışlıların başı bayağı beladaydı bu üç dersle ve iyi olmuş tek bir derste toplamaları. 

2. Yarıyıl
Türk Tarihi ve Kültürü
Temel Matematik 2
*Genel Kimya
Genel Coğrafya
*Eğitim Psikolojisi
*Bilgisayar 2
Türkçe 2
*İngilizce 2
*Atatürk İlkeleri ve İnkılapları 2

Yine tekrara devam ediliyor ve bir yandan da Eğitim Psikolojisi ile okul hayatınızın devamında sık sık duyacağınız Maslov, Piaget gibi isimlerle tanışıyorsunuz. Genel coğrafya dersinde de ilk sunumumu yapmıştım ama o kadar kötüydü ki anlatamam. Zaten sunuma ne ara başladım ne ara bitti hatırlayamıyorum, koca bir karanlık orası hafızamda. Her şeyi aşırı hızlı okuduğumu (evet, o zamanlar sunum yapmayı slaytı okumak sanıyorduk) ve sesimin titrediğini hatırlıyorum sadece. 

3. Yarıyıl
Genel Fizik
Türk Dili I(Ses ve Yapı Bilgisi)
*Müzik
*Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları I
Çevre Eğitimi
Eğitim Felsefesi
Eğitim Sosyolojisi
Beden Eğitimi ve Spor Kültürü
*Öğretim İlke ve Yöntemleri
*İngilizce 3

Bu dönemde müzik dersinde flüt çaldıııık. Bence son derece eğlenceliydi :D Nota okuma ve bazı teknik bilgiler de öğrendik, o kısımlar çok eğlenceli olmasa da flüt çalması zevkliydi. Sınav dönemi her yerden flüt çalma sesleri geliyordu :D Lab dersleri yine eğlenceli ama her hafta rapor yazması gerçekten yorucuydu. Her hafta her hafta 10 küsur sayfa rapor yazmak insanı bir yerden sonra delirtiyordu. Ama bu derste de bir güzellik yapmışlar, bizden hem deney konusuyla ilgili teknik bilgi hem de yorum istiyorlardı. Artık sadece deneyle ilgili yorumsal kısımları istiyorlarmış. Eğitim Felsefesi ve Eğitim Sosyolojisi derslerinde o kadar bir şey yapmadık ki şu an derslerle ilgili diyecek tek bir şeyim bile yok. İki derse de aynı hoca giriyordu ve tek yaptığı tahtaya birkaç şey yazıp sınavda da aynısını sormaktı. Dersi yüksek notlarla geçtik mi geçtik ama bir şey öğrendik mi? Kesinlikle hayır. Beden eğitimi dersi de hayal kırıklığı oldu çünkü bizim ders saatimizde salon boş olmadığı için salonu kullanamadık; voleybol, basketbol, spor nedir vs. gibi teknik şeyler öğrendik.  

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi


4. Yarıyıl
Türk Dili II: (Cümle ve Metin Bilgisi)
Çocuk Edebiyatı
Sanat Eğitimi
Türkiye Coğrafyası ve Jeopolitiği
*Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları II
*Müzik Öğretimi
Güzel Yazı Teknikleri
*Beden Eğitimi ve Oyun Öğretimi
*Öğretim Teknolojisi ve Materyal Tasarımı
*Bilimsel Araştırma Yöntemleri
*İngilizce 4

Şimdi size trajikomik bir hikaye anlatıcam yaklaşın. Çocuk edebiyatına giren hoca Kibritçi Kız hikayesini bilmiyordu. Çünkü çocuk edebiyatı hocası değil. Çünkü fakültede derse girebilecek hoca yok. Yok. YOK YOK. Resmen hoca kıtlığı çekiyoruz eğitim fakültesinde. Çocuk edebiyatına, güzel yazı tekniklerine ve Türk diline aynı hoca giriyordu ve insan bir dersi de doğru düzgün işleyemez mi ya? İşleyemiyordu.  Güzel yazı teknikleri dersinde dediği şey, "Bu benim alanım değil, bu saatten sonra da öğrenemem, internette var, ordan bakıp gelin her hafta 5 yazı tipi istiyorum." idi. Gerçekten komik değil mi ya jfdlgkjlkj Ya madem ben internetten öğreneceğim her şeyi senin ne vasfın kalıyor, neden üniversiteye geliyorum????? AY SİNİRLENDİM YİNE HATIRLAYINCA. KOÜ Eğitim Fakültesine gelmeyin ya, asla ama asla bu hataya düşmeyin.

5. Yarıyıl
İlkokuma ve Yazma Öğretimi
Matematik Öğretimi 1
*Fen ve Teknoloji Öğretimi 1
*Hayat Bilgisi Öğretimi
Ölçme ve Değerlendirme
*Sınıf Yönetimi
Topluma Hizmet Uygulamaları

Bir sınıf öğretmeninden beklenen en temel şey nedir? Okuma yazmayı öğretebilmesidir değil mi? Bunu da en verimli bir şekilde yapması için İlkokuma ve Yazma Öğretimi dersini hakkıyla öğrenmesi gerekir. Tahmin edin bu derse kim girdi? Çocuk edebiyatına girip de Kibritçi Kız'ı bilmeyen hoca :)(: Bu ders de onun alanı değildi tabii. Dönemin yarısına kadar imza atıp döndüğümüz bir dersti. Yarısında çok şükür hocamız yurtdışına çıktı ve bizi de kendisinden kurtardı. Keşke daha önce bu kararı alsaydı ama işte zararın neresinden dönülürse kardır diye düşünüyoruz artık. Yarı dönemden sonra başka bir hoca girmeye başladı, o da o alanın hocası olmamasına rağmen elinden geldiğince yardımcı oldu. Eksiklerimiz çok olduğu için Karadeniz Teknikten Tolga Erdoğan hocayı bir günlük seminer yapması için davet etti ve gerçekten bir gün de olsa faydası çok oldu. O seminer sonrası Karadeniz Teknike geçmeyi bayağı düşündüm :D Tolga hocayı instagramda da takip ediyorum, size de bir bakmanızı öneririm. KTÜ'deki sınıf öğretmenliği bayağı aktif, kulüpleri falan da var. Şimdiki aklım olsa KTÜ'yü yazmayı düşünürdüm.

6.Yarıyıl
*Türkçe Öğretimi
Matematik Öğretimi 2
*Fen ve Teknoloji Öğretimi 2
*Sosyal Bilgiler Öğretimi
Erken Çocukluk Eğitimi
Okul Deneyimi
*Drama

Geldik benim en çok zorlandığım ve en düşük not ortalaması yaptığım seneye :D Okul deneyimi dersi kapsamında haftada bir kez ilkokullara gidip 4 saat gözlem yaptık derslerde. Üniversitede öğretilen teorik bilgiyle uygulamanın birbirini tutmadığına şahitlik ettik :D Çocuklar hem çok tatlı hem de çok zor yaratıklar. Okul deneyimi dersinden sonra korkmaya başlamadım desem yalan olur :D

Drama dersi aşırı keyifliydi. Yaratıcı drama çalışmaları yaptık ve 3 yıldır üniversitede gördüğümüz en faydalı derslerden biri oldu. Hatta yaratıcı drama üzerine yüksek lisans mı yapsam gibi düşüncelere kapıldım. 

7. Yarıyıl
Görsel Sanatlar Öğretimi
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretimi
Trafik ve İlkyardım
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
Öğretmenlik Uygulaması 1
Yabancı Dil Öğretimi 1
Rehberlik
Etkili İletişim
Seçmeli I (Diksiyon)
Seçmeli I (Barış Eğitimi)

Henüz bu dersleri ben de görmediğim için diyecek bir şeyim yok.

8. Yarıyıl
Birleştirilmiş Sınıflarda Öğretim
Öğretmenlik Uygulaması 2
İlköğretimde Karşılaştırma
Yabancı Dil Öğretimi 2
Özel Eğitim
Türk Eğitim Tarihi
Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi
Seçmeli II (Karşılaştırmalı Eğitim)
Seçmeli II (Sosyal Beceri Eğitimi)

Henüz bu dersleri ben de görmediğim için diyecek bir şeyim yok.

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi

Sınıf Öğretmenliği İş İmkanları

En merak edilen şeylerden biri de okulu bitirdikten sonra iş bulabilme imkanı. Benim tercih yaptığım dönem en çok atanan öğretmenliklerden biriydi sınıf öğretmenliği. Türkçe öğretmenliğiyle falan karşılaştırırsak sınıf öğretmeninin atanma imkanı daha çok. Edebiyat okuyup da bizim fakültede formasyon almaya gelen çok kişi var. O kadar para verip formasyon bittikten sonra bir de atama bekleme dertleri oluyor çünkü yok denecek kadar az atanıyorlar.

Şöyle bir dezavantajı var sınıf öğretmenliğinin, dersanelerde iş bulma imkanları matematik, coğrafya, türkçe gibi öğretmenliklere göre daha az. Ama artık 1. sınıflar bile etüt merkezlerine gidiyor ve buralarda sınıf öğretmenlerine ihtiyaç oluyor. Mesela ben geçen dönem bir etüt merkezinde  öğrenci olduğum halde çalışmıştım.

Bir de sayıları çok olmasa da evlere özel ders vermeye giden sınıf öğretmenleri de var.

Son Birkaç Şey Daha


sınıf öğretmenliği üniversite tercihi  
  • Yazın 3 ay tatil yapmıyoruz arkadaşlar maalesef. Okullar kapandıktan sonra öğretmenlerin alması gereken eğitimler oluyor ve geriye 2 ay kadar bir süre kalıyor. 
  • Eş durumundan tayin isteme artık yok, o doğu görevi tıpış tıpış yapılacak :D
  • Tercih edeceğiniz üniversitenin ÇAP, yandal gibi imkanları olup olmadığına mutlaka bakın. Mezun olduğunuzda iki diploma alabilecekken tek diplomayla yetinmeyin. KOÜ'de mesela bizim fakültenin ÇAP, yandal programları yok maalesef. 

Aklıma gelenler bunlar benim. Eğer merak ettiğiniz şeyler varsa yorum olarak yazabilirsiniz ya da mail atabilirsiniz. Umarım yardımcı olabilmişimdir. Tercih dönemindeki tüm arkadaşlar için hayırlısını diliyorum, umarım hepiniz seveceğiniz bölümlere yerleşirsiniz :)))

sınıf öğretmenliği üniversite tercihi


M E R H A B A L A R. Ben planımı yapana kadar yazın çoktan geldiğini, hatta bir ayının bittiğini yok sayarak sizlerle bu yaz için yaptığım 3 Aylık Kalkınma Planımı paylaşmak istiyorum. Daha çok 3 aylık çöküş planı da olabilir gerçi bilemedim.

- Korece defterini temize geçirmek. 
İnsanın düzenli defteri olmayınca çalışması çok zor oluyor dostlar.

- A2'de işlenen konuları tekrar etmek.
Hatta mesela bunu yaparken Kore dizileri blogum olan Bir Bölüm Daha'da da Korece çalışma yazıları yazsam güzel olur. 

- Her gün 5 kelime ezberlemek. 
Çok az bir sayı ama ezberim hiç kuvvetli değil, o yüzden kendime çok yüklenip hayal kırıklığına uğramak istemiyorum.

- Kakaotalk indirip ana dili Korece olan biriyle pratik yapmak.
Yazıyı ilk yazarken eklemiştim bu maddeyi ama şu an silsem mi silmesem mi bilemedim. 

- Koreye gitmek :p 
Belki bir yaz ama kesinlikle bu yaz değil :D

- KPSS'ye başlamak. 
"Ama nereden başlayacağını bilemediğin için başlayamamak... Yayın önerilerinizi, önce şu dersle başla gibi önerilerinizi bekliyorum:(" diye yazmışım bu yazıyı ilk hazırladığımda ama şu an kitaplarımı aldım, ufak da olsa bir çalışma planı yaptım. O plana uymayı istiyorum.

- Seramikten yüzüklük yapmak.
 Fikir kaynağı A Little Bit. Kendisi bayağı yetenekli. Kumaşlara yaptığı çizimlere bayılıyorum özellikle. 

- 9 30 adet film izlemek.
Bu sayı ilk 9'du ancak sonra Büşranın ve Engineering Vibes'ın düzenlediği Limonata Tadında Film Maratonu sayesinde 30'a çıktı. Listedeki en zorlayıcı görevlerden biri kesinlikle benim için :D 2 tane izledim bile, kaldı 28!

- 15 adet kitap okumak.

-Sevdiğim şeyleri tekrar izlemek. 
Mesela Age of Youth, Haikyuu, Harry Potter. Çünkü bunların %100 mutlu edeceklerine eminim.

-Sevdiğim şeyleri tekrar okumak. 
H A R R Y  P O T T E R. 

-Örgü ipten yuvarlak çanta yap.
Örgü örmeyi öğrendim sayılır. Tarifteki sayılara uymadığım için ilk denemem biraz komik oldu ama en azından temeli kaptığım için mutluyum. Şimdi sırada istediğim renkte ipi almak ve bu sefer tarife birebir bağlı kalarak örmek var.

-Fesleğen yetiştirmek. 
Bir bitki yetiştirmek istiyordum ama bunun fesleğen olacağı hiç aklıma gelmemişti. Dün çok sevdiğim bir arkadaşım fesleğen yetiştirme kiti hediye etti ve ben de ektim hemen bugün. Masamın da baş köşesine koydum. Filiz verdiklerini görmek için meraktan ölüyorum :D Maybe fesleğen will be our forever Betül, tekrardan çok teşekkür ederim<33

-Kartpostal göndermek.
Aklımda 2 kişi var göndereceğim. Bayağı uzun zamandır aklımdalar hatta ama işte okul zamanı bir sürü bahaneyle erteledim hep. Özenle hazırlayıp göndermek istiyorum bu yaz.

Sanırım bu kadar. Bu yaz ana uğraşım KPSS olacak ama araya yaparken beni mutlu edecek şeyler de eklemek istiyorum. Çünkü okul maratonu başlayınca elimden geldiğince blogdan, sosyal medyadan, dizilerden kendimi soyutlamaya çalışacağım. YGS/LYS'ye çalışırken bunu beceremedim, şu anda yüzüne bile bakmadığım şeyleri asıl ilgi odağıma koydum ve pişmanlığını üniversitede yaşadım. Bu tekrar yaşanmazsa sevinirim :D 

Öyle işte. Peki sizin yaz için planlarınız neler? Nerelere gitmeyi düşünüyorsunuz? Ya da neler yapacaksınız? Buyrun yorumlara! :))


İKİ HAFTA. Koskoca iki haftadır yoktum ve nihayet döndüm! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Buralarda değilken çok bir şey kaçırmadığımı umuyorum. Eğer bunu mutlaka görmelisin/bilmelisin dediğiniz şeyler varsa yoruma yazarsanız gerçekten çok sevinirim :>

Burada yoktum belki ama bu blogumu hiç düşünmediğim anlamına gelmiyor. Aklım sürekli burada ve yapacaklarımdaydı. Bazılarını unutmadan not alabildim ama bazı fikirler o kadar şanslı olamadı maalesef...Neyse olduğu kadar olmadığı kader diyip kendimi NEYDİ NEYDİ HATIRLA ESLEM HATIRLAMALISIN!!! diye darlamayı bıraktım. Not aldığım fikirleri de inşallah en kısa zamanda sizlerle paylaşacağım. Demem o ki beklemede kalın efenim :>

Gelelim nerelerde olduğuma. Başlığa gezdim, gördüm ve nihayet döndüm yazınca sanki böyle bir Türkiye turu efendime söyleyeyim dünya turu yapmışım gibi duruyor ama öyle değil ne yazık ki. Kim bilir belki ileride burada Kore maceram adı altında bir gezi yazısı yazmak kısmet olur ama şu anlık ufak tefek şeylerle idare edeceğiz. Aytepe Park ve Ayvalık gibi.

Aytepe Park, Kocaeli Belediyesine ait bir tesis. Vakıflar, kurumlar belediyeye dilekçe verip öğrencileri bu doğayla iç içe olan kampa götürme şansına erişebiliyorlar. Ben ilk kez geçtiğimiz Ramazanda bir vakıf ile birlikte gittim ve B A Y I L D I M.
 O kadar ki döndükten sonra tekrar nasıl gidebilirim diye düşünmeye başlamıştım hemen. Ama bu maalesef pek mümkün görünmüyordu o sıra çünkü bireysel gidilmiyor ve yaz sonuna kadar kampa çıkıcak olan gruplar çoktan belli olmuştu. Belki seneye kısmet olur tekrardan diyip dizimi kırıp oturuyordum ki Aytepe kampında liderlik yapmakta olan sınıf arkadaşım iki hafta önce aradı ve bana o müjdeli haberi verdi: Kampa çıkıcak olan grup vazgeçmiş, arkadaşlarımı da toplayıp gelebilir miymişim? DEDİM MANYAK TABİİ Kİ DE GELİRİM SORU MU BU?????? 
Öyle işte hemen arkadaşlara haber verip çantaları hazırladım ve pazartesi tekrar kamptaydım! Kamplar 4 günlük oluyor pazartesi-perşembe arası. İki kez çıktım yani 8 günü orada geçirebildim ama sorun yetti mi? Hayır yetmedi arkadaşlar. Yine olsa yine çıkarım. Sanıyorum ki beni anca orada liderlik yapmak paklar. Okullar bir açılsın orada liderlik yapan arkadaşın ağzını arayacağım nasıl lider olabilirim diye. Neyse çok uzattım fotoğraflara geçeyim ben en iyisi :>


Kaldığımız oda. Çok masalsı durmuyor mu? Bu masalsı görünüş sadece güneş ve yeşilliklerin marifeti.

Doğa yürüyüşünden bir kare. Fotoğraf bana değil çok sevgili arkadaşım Naimeye ait. Kendisinin blogumdan haberi yok ama olsun .


Resim yazısı ekle
Günbatımı. Yoksa gündoğumu muydu?
Kamp ateşimizden fantastik bir görüntü.
Hamakta sallanırken gökyüzünü çekmiştim. Hamağı da buradan özlem ve saygıyla anıyorum. Deli olduğum için sabahın 6'sında bile çıkıp sallanmıştım.
Doğa yürüyüşünden bir kare yine. Üzgünüm ama tembel kişiliğim yürüyüşü sevmeme engel oluyor. Koşmayı seviyorum ama yürümek...sıkıcı.
Daha paintball, okçuluk, bisiklet, pentatlon gibi etkinlikler de vardı ama onların fotoğraflarında ya ben ya da arkadaşlarım gözükmüş. İfşa olmaya da henüz hazır değilim :D İnşallah seneye Aytepe kamptan daha güzel fotoğraflar, anılar paylaşmak kısmet olur :>

Sırada Ayvalık tatili var. Bu o kadar ani gelişen bir şey oldu ki hiçbir şeyi ayarlayamadan gitmek durumunda kaldım. Perşembe günü kamptan döndüm ve cuma yola çıktık. Kampın yorgunluğu, tekrar çanta hazırlama falan derken Pazar 6'lısı temalarını yayınlayacak, hatta temaları hazırlayacak vaktim bile olmadı. Bende Şuleden Pazar 6'lısının temalarını yayınlamasını rica ettim ve o da kırmayıp hemen yeni temaları yayınladı. (Şulenin yazısına gitmek için tık) Buradan bir kez daha Şuleye teşekkür etmek istiyorum ^_____^

Ne diyordum en son? Hah çok acele oldu her şey. Öyle ki unutulan diş fırçalarından tutun alerji ilacına kadar bayağı önemli şeyleri unutmuşuz....sağlık olsun. Gittiğimiz yazlık Ayvalıkın Karaağaç köyünde ve tam olarak emekli yeri. Yanıma kitaplarımı almasaydım akşamları patlardım büyük bir olasılıkla. Tamam denizi güzel havası güzel ama ekmek almaya bile arabayla gitmek zorundasın. Bir haftadan fazla yaşanıcak yer değil bana göre. Sıra fotoğraflarda :>

Resim yazısı ekle


Bu yazıyı burada noktalayayım artık. Yeterince uzattım gibi :D Herkese keyifli günler ve eğer bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız tebrikler :D

Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Hakkımda

Fotoğrafım
elzem
Kitapları kapağına göre yargılıyor, canım istemediği noktada her şeyden vazgeçebiliyorum.
Profilimin tamamını görüntüle

İzleyiciler

En Çok Okunanlar

  • Seyir Defteri 5
  • Mim: Kurgusal Aşklar
  • Mim: Kitaplar Kalbimden Vurur
  • Mim: 2018 Dünya Kupası
  • Limonata Tadında Film Maratonu
  • Mim: Sinema ve Ben

Kategoriler

  • DİZİ ÖNERİLERİ (1)
  • FİLM YORUMLARI (3)
  • KORE DİZİLERİ LİSTESİ (1)
  • KİTAP YORUMLARI (30)
  • KİTAP İNDİRİMLERİ (1)
  • KİŞİSEL ÇİZİKTİRİKLER (6)
  • LİSTELER (1)
  • Meydan Okumalar (17)
  • MİMLER (14)
  • NETFLIXTEKİ KORE DİZİLERİ (1)
  • OKUMA ETKİNLİKLERİ (12)
  • SEYİR DEFTERİ (9)
  • TOP TEN TUESDAYX (2)
  • Yeni Çıkacak Kore Dizileri (1)
  • Yıl Sonu Değerlendirmesi (2)
  • Yıl Sonu Favorileri (2)
  • ay sonu değerlendirmesi (4)
  • challenge (19)
  • kitap alışverişi (3)
  • kitap fuarı (6)
  • kitap haberleri (2)
  • kitap tanıtımı (5)
  • kitap önerisi (2)
  • kore dizileri (9)
  • kpop (2)
  • kütüphane günlükleri (2)
  • maraton (9)
  • pazar 6'lısı (60)
  • pazar raporu (3)
  • seri sıralamaları (1)

2020

2020 Reading Challenge

2020 Reading Challenge
Eslem ~periodiclibrary has read 1 book toward her goal of 52 books.
hide
1 of 52 (1%)
view books

INSTAGRAM

Blog Arşivi

Bak Bakalım Bulabilecek Misin?

Pazar 6'lısı

Pazar 6'lısı

Dert Dinlenir&Öneri Alınır

Ad

E-posta *

Mesaj *

Copyright © 2016 Periodic Library. Created by OddThemes & Free Wordpress Themes 2018