1 Kasım itibariyle Korkunç Bir Maratonu daha geride bıraktık. Sonuçlarla ilgili yazıyı maratonda yaptıklarımın yorumlarını girdikten sonra paylaşmayı düşünüyorum. Bu sırada katılanlar da bana sonuçlarını e-postayla ya da yorumlardan bildirebilirler.
O halde gelelim maratonda okuduğum tek kitabın yorumuna. İçinde herhangi bir fantastik yaratık içeren bir kitap kategorisi için Stephen King'in Kujo'sunu seçmiştim. Ne yazık ki çok beğendiklerim arasına giremedi.
Konusu için aslında iyi huylu bir köpek olan Kujonun kuduz virüsü kaptıktan sonra saçtığı dehşet diyebiliriz. Asıl konu bu olmasına rağmen bu dehşet kısmı kitabın çok sonuna sıkıştırılmıştı. Eh haliyle bu da kitabı okurken çoğu zaman sıkılmama neden oldu.
Bir de bazı karakterlerin ve olayların kitapta ne işe hizmet ettiklerini anlayamadım. Daha doğrusu anladım da biraz gereğinden fazla durulmuş gibi geldi. Mesela Vic'in reklam işinden o kadar bahsedildi ki bir şey çıkacak, Kujoyla bir bağlantısı olacak diye bekledim ama olmadı. Reklam olayının tek amacı Vic'in şehir dışına çıkması ve böylece karısı ve çocuğu Kujo tarafından kapana kıstırılınca yardım edememesiydi sanırım. Diğer karakterler için de pek farklı şeyler düşünmüyorum.
Son 50 sayfayı saymazsak gerilim de bayağı düşük seviyedeydi. Ne zaman Tad ve annesi Donna Kujoyla karşılaştı işte kitap orada başladı benim için. Bu, bu kadar sona sıkıştırılmasaydı daha çok keyif alırdım okumaktan.
Beş üzerinden üç veriyorum Kujoya ama yazarı Stephen King değil de başka biri olsaydı daha düşük verirdim sanırım. İlk defa Stephen King okuyacak birine tavsiye edeceğim bir kitap olamadı.
Neyse ilginç bulduğum bir bilgiyle bitirmek istiyorum yorumu. Stephen King amcamız Kujoyu yazdığını hatırlamıyormuş zira Kujoyu yazdığı sırada alkol problemiyle baş etmekteymiş. Böyle yazdığını hatırlamadığı birkaç kitap daha varmış hatta.
Öyle işte, keyifli günler!



